NAR YETiŞTiRiLiCiLiĞi

          Türkiye.  Dünyanın en fazla nar üreten ülkesidir. Aynı zamanda narın anavatanıdır ve binlerce yıl boyunca çok farklı özelliklere sahip nar çeşitleri yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Son 25-30 yılda nar konusunda araştırmalar yapılmış, mevcut nar çeşitlerinin özellikleri belirlenmiş, ticari olarak yetiştirilmeye değer kaliteli çeşitler belirlenerek iç ve dış pazarlara yönelik üretim başlamıştır. Halen  ‘Hicaznar’ adı verilen kırmızı kabuklu , kırmızı daneli, mayhoş tatlı narın büyük miktarlarda üretimi yapılmaktadır.

            Nar Üretiminin Avantajları

           Nar toprak yönünden seçici değildir. Hafif bünyeli kumlu topraklardan, başka birçok meyve ağacının yetişemeyeceği ağır bünyeli killi topraklara kadar her yerde yetişebilir. Çok kireçli ve tuzlu topraklara da belli ölçülerde dayanıklıdır. İklim yönünden – 10 oC ‘ye kadar  dayanıklıdır. Buna göre Akdeniz , Ege, Güneydoğu Anadolu Bölgeleriyle Sakarya Vadisi, Kelkit Vadisi gibi mikroklima özelliği gösteren bazı yöreler nar yetiştiriciliği için uygundur. Nar fidan üretimi kolay ve diğer meyve fiyatlarına göre daha ucuzdur. Nar fidanı erken meyveye yatar, kısa sürede maksimum verime ulaşır, bilinen en verimli ve en uzun ömürlü ağaçlardan biridir. Bahçe bakımı kolaydır ve üretim maliyeti düşüktür.

 

           Pazarlama Avantajları

           Nar 4-6 ay süreyle depolanabilen ve bu nedenle piyasa durumuna göre pazarlanabilen bir meyve türüdür. Özellikle ihracat şansı çok yüksektir. Rakip olabilecek Güney Avrupa Ülkelerinde nar yetiştirilmediğinden Türk Narı ‘Doğunun esrarlı büyülü havasını yansıtan egzotik bir meyve’ olarak büyük ilgi görmektedir. Taze meyve yanında işlenmiş nar ürünleri dış pazarlarda daha fazla ilgi görecektir. Şimdiden nar suyu , dondurulmuş konsantre olarak Japonya ve Rusya’ya pazarlanmaktadır. Elde kalan nar çekirdekleri de İsrail’e satılmaktadır. Kaliteli nar meyveleri üretildikçe iç pazarda da tüketim ve dolayısıyla talep artmaktadır.

 

           Sanayi Açısından Avantajları

           Nar büyük ölçüde endüstri meyvesidir. Kaynatılarak koyulaştırılmış ekşi nar suyu ‘Nar Ekşisi’ ya da ‘Nardenk’ adıyla Güney ve Güneydoğu  Bölgelerimizde çorba ve salatalarda ekşilik olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Tatlı nar suyunda da nar pekmezi yapılmaktadır. Bu ürünlerden özellikle birincisi artık yalnız evlerde değil bazı işletmelerde ticari olarak üretilmektedir. Nar daneleri kurutma ya da derin dondurma (şoklama) yoluyla muhafaza edilebilmektedir. Nar suyu,  özel bir serinletici etkisi olan çok sevilen bir içecektir. Cin, votka ya da bazı kokteyller için değerli bir katkı maddesidir. Ayrıca nar suyundan ‘nar şarabı’ yapılabilmektedir.  Bu ürünleri  elde ettikten sonra elde kalan meyve kabukları, boya ve mürekkep hammaddesidir. Deri işleme sanayinde kullanılan tanen maddesi için zengin bir kaynaktır. Hayvancılıkta şap hastalığına da iyi gelen bir hayvan yemidir. Gene nar suyu üretiminden sonra elde kalan nar çekirdekleri ilaç ve kozmetik sanayiinde kullanılmaktadır. % 20-22 yağ içermektedir. Bilinen en zengin bitkisel östrojen hormonu kaynağıdır. Süt verimini arttıran değerli bir hayvan yemidir.

 

            Tüketici Açısından Avantajları

             Nar yemenin hazmı kolaylaştırma, kalp ve damarlardaki yağları eritme gibi yararları vardır. Ateşli hastalıklarda ateş düşürücü etkisi vardır. İshal ve dizanteri hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Zengin demir içeriği dolayısıyla kan yapıcı bir etkiye sahiptir. Tansiyon düşürücü etkisi dolayısıyla yüksek tansiyon şikayeti olanlara nar yemesi tavsiye edilir.

             Nar bütün dini kitaplarda adı geçen kutsal bir meyvedir. Tarih boyunca bolluk ve bereket simgesi olarak bilinir. ’Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane’ bilmecesi bu özelliğini tanımlar. Ayrıca bazı yörelerimizde gelinler bir nar meyvesini yere atarlar, ne kadar dane ortaya saçılırsa o kadar çok çocuğu olacağına inanılır. Ayrıca ‘nar yiyeni yılan ve çıyanın sokmayacağı’ ,  ‘nar danelerinin peygamber dişleri olduğu’,  bir narı danelerini yere düşürmeden yiyebilenin cennete gideceği’ gibi inanışlara çeşitli yörelerimizde rastlanmaktadır.  

                                                                                     Dr. Caner Onur

 

            (Caner Onur 1977-81 yılları arasında nar konusunda doktora yapmış ve 25 yıl süreyle nar konusunda araştırmalarını sürdürmüştür. Melezleme ıslahı yoluyla kendi adını taşıyan ‘Canernar’ çeşitleri grubunu elde etmiştir. Çalıştığı araştırma enstitüsünden 4 yıl önce emekli olmuştur. Halen serbest olarak mesleğiyle ilgili faaliyetlerini sürdürmektedir).