HABERLER

                    

Hürriyet Akdeniz, Kasım 2007
Antalya'nın Kaş ilçesini anlatan yazının baş kısmı


 

Infofarm Dergisi, Ekim 2007 sayı: 6
İstanbul ihracatçı birliklerinin aylık tarım ekonomisi ve ihracatı dergisi

 

Cumhuriyet Gazetesi, Tarım ve Hayvancılık Eki
14 Haziran 2005         

 

 



ANTALYA- Tarihte bilinen en eski meyvelerden biri olan, bazı kültürlerde bolluk ve bereketin simgesi kabul edilen, kimi dinlerde kutsallaştırılan, süsleme sanatında yerini alan, edebi eserlere konu  olan, halk türkülerinde adı geçen nar; Anadolu'da bugün önemli bir dönemi yaşıyor.

Anadolu toprakları , son yıllarda yıllık 70 bin tonu aşan nar üretimiyle, dünya genelinde ilk sıralarda yer alıyor. İran, Irak, Suriye gibi ülkeler de yine önemli nar üretim alanları arasında gösteriliyor. Afganistan, Gürcistan, Azerbaycan, Özbekistan gibi bazı Orta Asya ve Arap ülkeleri ile Pakistan, Hindistan, Çin ve İspanya da ikinci derecede önemli nar üreticisi ülkeler arasında yerini alıyor. Üretimin hemen hemen hiç olmadığı Avrupa'da ise nar, egzotik meyveler sınıfında, biraz da Ortadoğu'nun gizemin taşıyan meyve olarak görülüyor.

Genellikle üretici ülkelerde tüketilen nara ilgi Orta ve Kuzey Avrupa ülkelerinde de giderek artıyor. Avrupa'da "Türk narı" görüntüsünü yaratan Hicaznar ise en çok tercih edilen çeşitler arasında yerini alıyor. Türkiye, Avrupa ülkelerinin yanı sıra, Rusya ve Uzakdoğu ülkelerini de yeni ama gelişmekte olan bir pazar olarak görüyor. Avrupa'ya ihracata yönelik Hicaznar çeşidi, son 20 yıldır Antalya, İçel, Adana, Aydın, Denizli ve Muğla'da yetiştiriliyor ve bu illerde bahçe sayısı giderek artıyor. Türkiye'de ihraç edilen narın, neredeyse yarıya yakın bölümü de Antalya'dan karşılanıyor.   

1983 yılında Antalya Narenciye ve Seracılık Araştırma Enstitüsü'nde çalışmaya başlayan, uzun yıllar boyunca da nar üzerinde araştırmalar yapan Dr. Caner Onur da araştırmalarının karşılığını almış bir isim. Uzun süren çalışmalardan sonra, Hicaznar'ın, çok daha tercih edilen tipini ıslah etmeyi başaran ve bu tipe Canernar adını veren Dr. Onur, yeni çeşidin çok daha yüksek fiyattan satılabileceğine dikkat çekti. Türkiye'de nar konusundaki ilk çalışmalara 1970'li yıllarda başlandığını ifade eden ve sadece Akdeniz bölgesinde 72 tür tesbit edildiğini söyleyen Onur, şunları söyledi:

"Bunların arasından Hicaznar, kısa süre içinde ulusal çeşit haline geldi. Hicaznar dikiminin yapıldığı bahçe sayısı kısa süre içinde arttı. Bu çeşit Avrupa'da gurbetçiler aracılığıyla çok tuttu ve zaman içinde ihracat miktarı yükseldi. Ancak, Hicaznar'ın sert çekirdekli yapısından kaynaklanan bir kusuru vardı. Halk arasında çekirdeksiz olarak bilinen, bilim dünyasında yumuşak çekirdekli olarak tanımlanan narın Hicaznar üzerinde ıslahı için uzun çalışmalar yaptık. Buna ilişkin 4 bin melez bitki elde ettik. Sonunda, Hicaznar'dan daha koyu kırmızı kabuklu, meyveleri daha kırmızı, yumuşak çekirdekli, mayhoş ve tatlı çeşitler tesbit ettik. Artık Canernar tipi yavaş yavaş nar bahçelerinde yerini almaya başlayacak." 

Dr. Onur, Hicaznar meyvelerinin Avrupa'da İsrail ve İspanya çeşitlerine göre 2 katı fiyatına satıldığını da vurgularken, Avrupa'nın tek nar üreticisi İspanya'nın bu yıl 100 binden fazla fidan talebinde bulunduğunu açıkladı. Canernar piyasaya çıktığında ise bu meyveye ilginin daha da artacağını açıkladı.

Hicaznar'ın, meyve suyu üretimi, şoklama için uygunluğunun yanı sıra, 6-7 ay depolarda korunabildiğini de ifade eden Dr. Onur. "Gelecekte Hicaznar sanayilik, bu melez çeşit de sofralık olarak değerlendirilecektir." dedi. Dr. Onur, pek çok meyve türüne göre kolay, masrafsız üretildiğini ve ihracat şansının yüksek olduğunu belirtirken, gelişen nar sanayine ilişkin de şu bilgileri verdi:

"Nar sanayi giderek gelişiyor. Nar suyu votka türü alkollü içkilerle de iyi bir katkı maddesi. Denizli'nin Çal ilçesinde bir meyve suyu fabrikası nar suyu üreterek bunu konsantre hale getiriyor ve şokluyor. Bu ürün, Japonya ve Rusya'ya ihraç ediliyor. Ayrıca, nar şarabı da gelişmekte olan bir sektör. Bazı bölgelerde narın tanelendiği fabrikalar kurulmaya başlandı. Bunlardan biri de Belek'te düşünülüyor. Yemesi güç olan narın tanelendiği fabrikalar, daha sonra bunu ambalajlayarak, üreticiye sunacaklar. Eskiden halk pazarlarında satılan nar ekşisi de artık fabrikalarda üretilip, etiketlenerek satılıyor. Bu da narın hem üretimini hem de tüketimini arttırdı. Bu arada yüzde 20 yağ oranına sahip nar çekirdeği kozmetik sanayinde de kullanılıyor. Denizli Çal ilçesindeki meyve suyu fabrikasında elde edilen nar çekirdekleri İsrail'e ihraç ediliyor. Nar kabuğu boya maddelerinde kullanılıyor. Ayrıca hayvanlarda şap hastalığına iyi geldiği için hayvan yemi olarak da değerlendiriliyor."

Demir ve potasyum yönünden oldukça zengin olan nar, ateş düşürücü özelliğe sahip. İshal ve dizanteri gibi hastalıklarda da kullanılan narın, tansiyon düşürücü etkisi var. Kolestrolü düşüren, kalp ve damar yağlarını eriten meyve, hazmı kolaylaştırıcı ve ferahlatıcı etkisiyle de tercih nedeni. Meyve sularının aldatıcı ferahlığının yerine gerçek serinletici özelliğe sahip nar suyu, votka, cin gibi alkollü içeceklerle de değerli katkı maddesi olarak görülüyor.